18 Mart Çanakkale Zaferi’nin Anlam ve Önemi Kısaca 18 Martta Ne Oldu?

18 Mart Çanakkale Zaferi’nin Anlam ve Önemi Kısaca 18 Martta Ne Oldu? 18 Mart Çanakkale Zaferi hakkında kısa bir özet vermeye çalışacağız.

18 Mart Çanakkale Zaferi

18 Mart 1915, Çanakkale’yi geçmeye kalkan dünyanın en güçlü donanmasını Çanakkale boğazına gömdüğümüz gündür. Çanakkale Geçilmez ifadesinin sembolleştiği gündür. 18 Mart 1915 Deniz Zaferi’nin baş mimarı Müstahkem Mevki Komutanı Cevat (Çobanlı) Paşa’dır.

1’inci Dünya Savaşı… Sene 1915… İtilaf Devletleri; Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’u almak için Çanakkale Boğazı’nı geçmeye karar verdiler. Çanakkale Boğazı’nı almak istemelerinde üç önemli amaçtan söz edebiliriz:

  • İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü ele geçirmek,
  • Rusya ile güvenli bir erzak tedarik ve askeri ikmal yolu açmak,
  • Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’u kısa yoldan ele geçirmek ve savaş dışı bırakmak

İşgal güçlerinin şubat ayından itibaren boğazları ele geçirmek için yaptığı saldırı mart ayında Çanakkale’de şiddetlendi. Nusret Mayın Gemisi 18 Mart’tan hemen önce boğazın en önemli bölgesine mayınlar yerleştirdi. 18 Mart günü dünyanın en güçlü donanması olduğu söylenen Birleşik Donanma (Birleşik Krallık ve Fransa gemilerinden oluşan) en güçlü harekatını yaptı.  İngiliz HMS Ocean, HMS Irresistible ve Fransız Bouvet adlı üç zırhlı mayınlara çarparak batmıştır. Ayrıca İngiliz Inflexible ve Fransız savaş gemileri Suffren ve Gaulois çok ağır bir şekilde hasar almıştır.

18 Mart 1915’te, deniz mayınları ve kıyılardaki Osmanlı topçu bataryalarının isabetli atışları ile Çanakkale Zaferi kazanılmıştır. 18 Mart’ta Çanakkale Boğazı’nı denizden geçmenin mümkün olmayacağını anlayan düşman kuvvetleri, sonrasında kara harekatına dönmek zorunda kalmışlardır.

18 Martta Ne Oldu?

Birleşik Krallık Savaş Konseyi sekreteri Albay Hankey, Winston Churchill’in de desteğiyle, 1914 yılı Eylül ayında Çanakkale Boğazı’nın donanmayla geçilerek İstanbul’un işgalini öngören bir planı savaş konseyine sunmuştur.   Birleşik Krallık ve Fransa gemilerinden oluşan bir donanmanın Boğaz’a geniş çaplı saldırıları 1915 Şubat ayında başlatıldı. Özellikle 19 Şubat 1915 ve 25 Şubat 1915 bombardımanları sonucu Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Çobanlı giriş tabyalarının geri hatta çekilmesi emrini uygulatmıştır. En güçlü saldırı ise 18 Mart 1915 günü uygulamaya konuldu.

18 Mart’ta Birleşik Donanma’nın hedefi, Çanakkale Boğazı’nın sadece 1 mil genişliğindeki en dar noktasıdır.

Amiral John de Robeck komutasındaki en az 16 savaş gemilik dev donanma Çanakkale’yi geçmeye kalkmıştır.

Birleşik Krallık Kraliyet Donanması’na ait HMS Queen Elizabeth, HMS Agamemnon, HMS Lord Nelson muharebe gemileri ve HMS Inflexible muharebe kruvazöründe oluşan ilk tümen, saat 10:30’da boğazdan içeri girdi. Birinci tümenin arkasından Ocean, İrresistible, Albion, Vengeance, Swiftsun ve Majestic’ten oluşan 2. Tümen de boğaza girdi.  3. Tümen Suffren, Bouvet, Goulois, Charlemagne adlı dört Fransız gemisiyle Triumph ve Prince George adlı iki Britanya muharebe gemisinden oluşuyordu.

Birinci tümen 11:30 itibariyle tabyalarımıza saldırmaya başladı. HMS Queen Elizabeth’in hedefi Rumeli Mecidiye Tabyası, HMS Lord Nelson’un hedefi Namazgah Tabyası, HMS İnflexible’nin hedefi ise Rumeli Hamidiye Tabyasıydı.  Saat 12.00 sularında Çimenlik, Rumeli Hamidiye ve Anadolu Hamidiye ateş almıştı.

3. tümen 1. Tümenin arkasından hareket geçti. 3. Tümene ait olan iki Britanya gemisi Triumph ve Prince George ise Rumeli Mesudiye ve Yıldız Tabyalarını hedeflemişlerdi.

Planın ikinci aşamasında Türk bataryaları üzerinde yeteri kadar üstünlük sağlanabilirse Albay Hayes Sadler komutasındaki 2. Tümen devreye girecekti. Ocean, İrresistible, Albion, Vengeance, Swiftsun ve Majestic’ten oluşan 2. Tümen, 3. Tümenin yerini alacak ve son olarak yakın muharebe yapılarak Tabyalar içinde olmayıp mayın hatlarını savunan toplar tahrip edilerek bombardımandan hemen sonra mayın tarama işlemlerine başlanacaktı.

Saat 14:00’e doğru Suffren büyük bir hızla boğazı terk etmekte ve Bouvet’de onu izlemekteydi. A hattını geçmek üzereyken Fransız gemisi Bouvet’de bir iki patlama oldu ve Anadolu Hamidiye tabyasınca ateş altındayken 3 dakikada suların altına gömüldü. Derin bir şaşkınlık yaşanıyordu. Queen Elzabeth ve Agamemnon dışındaki bütün gemiler ateşi kestiler. Muhripler ve istimbotlar personeli kurtarmaya gittiklerinde 20 kişi kurtarılabilmiş, 603 kişi sulara gömülmüştü.

Bu arada 12.30 sularında Goulois isabet almış ve ağır yaralarla boğazı terk ediyordu. 15.30 sularında mayına çarpan Inflexible’ın durumu kötüydü ama yoğun çabayla Bozcaada’ya ulaştı. 2. Tümen Britanya gemileri, 3. Tümenin yerini aldığında bu manzara ile karşılaşmıştı. Saat 14.30’da ateşe başlayarak 10 yardaya kadar yaklaştılar. Namazgah tabyasını bombardıman ediyordu. Saat 15.00’te Rumeli Hamidiye daha sonra da Namazgah aldığı isabetle savaş dışına kalmıştı.

18 Mart Çanakkale Zaferi

Anadolu Hamidiye tabyası hasar görmemişti ve İrrisistible’a ateş ediyordu. Saat 15.14’te İrrisistible’ın yanında korkunç bir patlama duyuldu. Saat 16.15’te tabyalarda uzaklaşmak isterken bir mayına çarptı. Saat 15:14’te Irresistable’ın yanında bir patlama olur ve gemi yan yatmaya başlar. Bölgeyi terk etmeye başlayan gemi 16:15’te mayına çarpar. Ocean kurtarmaya gitse de başarılı olamaz çünkü Merkez Tabyalar ve seyyar bataryalar tarafından çapraz atışa tutulmuştur. Irresistable’nin personeli saat 17:50’de gemiyi terk eder. Terk edilmiş gemi 19:30’da Karanlık Liman’da topçu bataryalarımız tarafından batırılmıştır.

Saat 17:50’de Irresistable’dan uzaklaşan Ocean, Mecidiye Tabyası’ndan Seyit Onbaşı’nın attığı mermiyle dümen aksamından yara alır. Dümeni tahrip olan gemi kontrolden çıkarak Nusrat’ın döşediği mayınlardan birine çarpar. Akıntıyla Morto Koyu hizasına kadar sürüklenen Ocean burada batar.

Bölgenin mayınlı olduğunu anlayan Amiral de Robeck 2. Tümenin geri çekilmesi için emir verdi.

Savaşta Nusret Mayın Gemisi adlı Osmanlı mayın gemisinin boğazın Asya tarafına yerleştirdiği deniz mayınları, düşman gemilerinin hepsine hasar vermiştir.  İngiliz HMS Ocean, HMS Irresistible ve Fransız Bouvet adlı üç zırhlı mayınlara çarparak batmıştır. Ayrıca İngiliz Inflexible ve Fransız savaş gemileri Suffren ve Gaulois çok ağır bir şekilde hasar almıştır. Resmi kayıtlara göre Batan gemilerle 44 top kaybedilmiş, 800 denizci ölmüştür. Bu harekat esnasında Türkler 79 şehit ve yaralı, Almanlar 18 ölü ve yaralı vermiştir.

18 Mart Kahramanı Cevat Çobanlı Paşa

18 Mart Kahramanı Cevat Çobanlı Paşa

Çanakkale Deniz Savaşı’nda boğazın ve kıyıların savunmasından sorumlu kişi Cevat Paşa idi.

29 Kasım 1914 tarihinde Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanlığı görevine atandı. Komutanlık boğazın ve kıyıların savunmasından sorumluydu. 18 Mart 1915 tarihindeki Çanakkale Deniz Savaşları’ndaki üstün başarıları dolayısıyla 19 Mart 1915 tarihinde tekrar Mirliva rütbesine terfi etti ve Paşa oldu. Bu başarısından sonra “18 Mart Kahramanı” unvanını aldı.

İsmail Cevat Çobanlı 14 Eylül 1870 İstanbul doğumludur, aslen Malatyalıdır. 1888 yılında girdiği Harp Okulu’ndan 1891 yılında Üsteğmen rütbesiyle mezun oldu. 1892 yılında girdiği Harp Akademisi’ni 1894 yılında birinci olarak bitirdi ve Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle mezun oldu. 1894-1900 yılları arasında “Padişah Yaveri” sıfatıyla Maiyet-i Şer’iye Erkan-ı Harbiyesi’nde görev aldı. Ocak 1911 ve 1912’de 1. Ordu Kurmay Başkanı oldu.  Balkan Savaşları’nda Eylül 1912-1913 tarihleri arasında Şark Ordusu Kurmay Başkanı, Çatalca Ordusu Topçu Komutanlığı Kurmay Başkanı olarak görev yaptı. Savaş sonrası Şubat 1913-1914 tarihleri arasında 9. Tümen Komutanı ve iki defa Osmanlı-Bulgar Sınır Komisyonu Başkanlığı görevinde bulundu. Savaştan sonra  Miralay rütbesine terfi etti.

Çanakkale Zaferi’nden sonra  Galiçya Cephesi ve Filistin Cephelerinde savaştı. 16 Mart 1920 tarihinde İstanbul’u işgal eden İngiliz kuvvetleri tarafından tutuklandı ve Malta’ya sürüldü. Takas anlaşması ile yurda geri döndü, bir dönem Elaziz milletvekilliği de yapmıştır.

Seyit Onbaşı

Seyit Onbaşı

Rumeli Mecidiye Tabyası’nda topçu idi Seyit Onbaşı. Mermiyi topa kaldıran vinç sisteminin bozulması üzerine Seyit Ali, silah arkadaşı Niğdeli Ali’nin de yardımıyla devasa top mermisini sırtlayarak kundağa yerleştirdi ve top ateşlendi. Toplam üç atış yapan Seyit Ali Çubuk, üçüncü atışında, dönemin en donanımlı gemilerinden “Ocean” zırhlısını yan yatırdı. “Ocean”, daha sonra Nusret Mayın Gemisi’nin döktüğü mayınlardan birine çarparak alabora oldu ve battı.

Nusret’in Yol Göstericisi: Ertuğrul

Nusrat Mayın Gemisi’nin 7 Mart gecesi Çanakkale Boğazı’na mayınları bırakarak başardığı zorlu görev öncesinde, savaşın kaderini değiştiren bir de uçuş vardır ki, bu uçuş pek bilinmez ve maalesef tarih kitaplarımızda pek yer almaz.

Bu uçuş Ertuğrul adlı keşif uçağı ile Yüzbaşı Cemal Bey ve Montör Mehmet’in başarıyla yerine getirdikleri uçuştur.

Ertuğrul Uçağı

Osmanlı’nın gücünü göstermek adına Enver Paşa’nın isteği ile yapılmaya çalışılan, İstanbul-Kahire uçuşlarının ikincisinde Yzb. Salim Bey kaptanlığındaki uçak Edremit’te düşer, Salim bey kurtulur.

Çanakkale Savaşı başlar başlamaz ise Harbiye Nezareti harpte kullanılmak üzere keşif uçaklarına gereksinim duyar ve bu uçağın enkazının Kaz dağlarından toplanıp İstanbul’a getirilmesini emreder. İstanbul’da yeniden parçaları bir araya getirilerek, tamir edilen uçak “Ertuğrul” ismiyle yeniden uçar hale getirilir.

İşte bu uçağın pilotu yüzbaşı Cemal Bey ve uçağı yeniden inşaa ederek uçmasını sağlayan montör Mehmet’tir.

Nusrat mayın gemisinin Çanakkale Boğazı’na bir gün önce döşediği mayınların kontrol edilmesi için havalanan Ertuğrul keşif uçağı, boğazda dolaşırken mayınların işgal kuvvetleri tarafından temizlendiğini görüp hemen komutanlarına bilgi verir. Böylece “Nusret” yeniden mayın döşer.

Nusret Mayın Gemisi

Osmanlı İmparatorluğu 1908 yılında Almanya’ya bir mayın dökme gemisi sipariş etmiştir. Yapılan anlaşma sonrası Nusret Mayın Gemisi mayın dökme amacıyla özel olarak Almanya’nın Kiel şehrinde 1911 yılında üretilip suya indirilmiştir. 1913 yılında da Osmanlı Donanması’na resmen katılmış ve göreve başlamıştır. Eylül 1914’te Çanakkale’de görevlendirilmiştir.

İtilaf donanmasının Çanakkale’ye ilk büyük çaplı taarruzu 19 Şubat 1915’te gerçekleşmiş ve başarısızlığa uğramıştır. 19 Şubat taarruzu iki taraf içinde değişime neden olmuştur. İtilaf donanması işi ciddiye almaya başlamış ve donanmadaki savaş gemisi sayısını arttırmakla birlikte önemli savaş gemilerini de harekât için bölgeye getirmiştir. O güne dek 10 mayın hattı oluşturan Osmanlı ise düşman donanmanın boğazın ortalama 7800 metre ile en geniş yeri olan Karanlık Liman’da çok rahat hareket ve manevra yaptığını fark etmiş ve tedbir almaya karar vermiştir.

Nusret Mayın Gemisi

Karanlık Liman Harekâtı

19 Şubat taarruzu sonrası ek savunma planı olarak Karanlık Liman’a bir mayın hattının oluşturulmasına karar verilir. Elde kalan son 26 mayın Nusret Mayın Gemisine yüklenir. 7 Mart’ı 8 Mart’a bağlayan gece yarısı beraberindeki 26 Mayın ile denize açılır Nusret Mayın Gemisi. Kaptanı Tophaneli Yüzbaşı Hakkı Bey ve Mayın Gurup Komutanı Binbaşı Nazmi Bey komutasında Karanlık Liman’a ulaşır. 11. Mayın hattı öncekilerin aksine karaya diklemesine değil, karaya paralel olarak dökülmüştür. Sonrasında 2 mayın düşman tarama gemileri tarafından bulunmuş ancak 24 mayın bulunamamıştır.

8 Mart Operasyonu
Nazmi Bey, ertesi gün Nusret mayın gemisi komutanlığı yapacak olan Tophaneli Yüzbaşı Hakkı‘yı buldu. Her iki subayda çok iyi arkadaştılar. İki gün önce kalp krizi geçiren Nusret‘ın genç komutanı Yüzbaşı Hakkı Bey, sağlığı için yerine bir başkasını görevlendirmeyi önceden Çanakkale müstahkem mevki komutanı Cevat Bey’in ısrarlarına rağmen, savaşın ve ülkenin sorumluluğunu omuzlarında duyarak görevi kabul etti.

7 Mart’ı 8’e bağlayan gece yarısı Nusret demir alarak Çanakkale‘den uzaklaştı. Bütün ışıklarını söndürüp kıvılcım atmasın diye ocaklarını bastırmış, maskeli ışıklar altında rota izleyerek hedefine doğru ilerliyordu. Gemi daha önce döşenen mayın hatlarından geçiyor ve Karanlık Liman‘a giriyordu. Deniz sakin, hava simsiyah, zifiri karanlıktı. Uzaklarda dolaşan düşman devriye gemileri pırıl pırıl yanan projektörleri ile suyun yüzünü aydınlatmaktaydı. Bir an, suyun yüzüne değen ışık silindirler hemen ardından denizi yalayarak, havaya kalkıp yeniden denizin yüzeyinde başka bir noktayı aydınlatıp derinlere inmekte ardından yine uzaklara gitmekteydi. Daha yakınlarda devriyeye çıkmış düşman gemilerinin projektör ve ışıldakları zaman zaman Nusret‘in olduğu kıyının karşısını noktalamaktaydı. Son kontroller bittikten sonra ilk mayın platforma alınmış ve atış anı beklenmeye başlamıştı. Heyecan son haddindeydi. Vatanın selameti için gerekli olan zafer kilidi, Nusret‘in elindeydi. Onu mutlaka sessizce yerine bırakmalıydı.

Sonunda Anadolu yakasındaki Akyarlara, yeni mayın hattını hazırlanacağı noktalara geldiler. Teker teker sessizce elinde kalan son 26 eski tip mayını suya bırakmaya başladı. Suya düşen her mayın belli bir sıra halinde kendisini asılı tutacak ağırlığın gerdiği teller üzerinde yeralmaya başladılar. Birkaç dakika sonra tüm mayınlar belirlenen rota doğrultusunda dökülmüştü. Makinalar tekrar ulaşabilecekleri en yüksek devirde çok hızlı tempoda çalıştırılmıştı. Şimdi en az mayınlar dökülüşü kadar tehlikeli olan geri dönüş yolculuğu başlamıştı. Daha önceki dökülen mayınlar ve düşman devriye gemileri Nusret‘in yolu üzerinde kol geziyordu.

Bir an için Nusret‘in çok yakınında bir karaltı ortaya çıktı. Düşman gemisi olmalıydı bu. Büyük olasılıkla düşman zırhlıları geri dönmüşlerdi ve devriye görevine devam etmekteydiler. Ara verdikleri projektörle taramaya yeniden başladıkları zaman Nusret‘i görecekler ve herşey bitecekti. Bütün personelden buz gibi terler boşanıyordu. Nihayet korktukları başlarına geldi ve düşman gemisinin projektörleri yandı. Karalığı yaran projektör ışığı az öteden, hızla, üzerlerine doğru, denizi tarayarak geliyordu. Işık dalgası kıyıları, dalgaları taraya taraya, arada bir durarak, arada bir gerileyerek ağır ağır üzerlerine geliyordu. Bu ışık silindiri ölüm kılıcına dönüşmüş, Nusret‘in böğrüne saplanacaktı ki bir mucize gerçekleşti.Ölüm ve ışık dalgasını içine girmelerine saniye kala, Türk kıyılarında yanan projektör bir mucize yarattı.

Bizim kıyıda birden bire yana projektörümüz birkaç saniye içinde, düşman projektörünü deniz üstünde yakaladı. İki projektör şimdi gözgözeydiler. Ortalığı sise yakın yoğun bir beyazlık kapladı. Beklenmedik bu ışık kavgası Nusret‘e yaşam umudunu geri verdi. Şimdi karşıyaşan iki projektör, iki düşman göz birbirinden kurtulmak için olağanüstü bir savaşa başladılar. Düşman projektör, kurtulmak için yoğun çaba harcıyor, bir türlü başaramıyordu. Nusret, bu bazen üstünde, bazen yanında süren ışık çarpışmasının altından sessizce sıyrıldı. Olanca islim üstünde, Çanakkale yönünde yolalmaya başladı.

Tehlike geçmiş verilen görev büyük bir başarıyla yapılmıştı. Nazmi Bey büyük bir sevinçle kader arkadaşını tebrik etmek istedi. Ancak Hakkı Bey cevap veremedi. Nusret mayın gemisinin başkomutanının hasta kalbi bu ışık savaşındaki heyecan dayanamamış, heyecan kasırgası içinde duruvermişti.

Çanakkale Savaşları ve Atatürk

Çanakkale savaşı süresince önce Yarbay sonrasında Albay olan Mustafa Kemal isimli genç subay, Çanakkale Savaşlarıyla bütünleşmiş ve “Anafartalar Kahramanı” adıyla üne kavuşmuş, ayrıca “İstanbul’u Kurtaran Komutan” unvanlarıyla bütün yurtta tanınmıştır.

18 Mart 1915 Deniz Zaferi’nin baş mimarı Müstahkem Mevki Komutanı Cevat (Çobanlı) Paşa’ydı. 25 Nisan 1915’te başlayan Kara Zaferi’nin baş mimarı ise önce Arıburnu Kuvvetler Komutanı, sonra da Anafartalar Grup Komutanı olan Mustafa Kemal Atatürk’tü.

Atatürk’ün Çanakkale’deki kronolojisine göz atalım:

20 Ocak 1915
Mustafa Kemal, Sofya’dayken 19. Tümen Komutanlığına atandı.

19 Şubat 1915
İngiliz ve Fransız kuvvetleri, Çanakkale’yi topa tuttu.

25 Şubat 1915
Mustafa Kemal’in komutasındaki 19. Tümen, Fransız ve İngilizlerin Çanakkale’yi topa tutması üzerine Eceabat Bölgesine gönderildi.

18 Mart 1915
İstanbul’u ele geçirmek için Çanakkale Boğazı’nı geçmeye çalışan, İtilaf Devletlerine karşı, 18 Mart Boğaz Muharebesi Zaferi kazanıldı.

23 Mart 1915
Limon Von Sanders, Çanakkale’yi savunmak için kurulan, 5. Ordu komutanlığına getirildi.

25 Nisan 1915
Çanakkale Boğazı’ndan geçmeleri engellenen İtilaf Devletleri, Seddülbahir ve Arıburnu’na asker çıkardı. Mustafa Kemal, tümeniyle düşman birliklerini Conkbayırı’nda durdurdu.

30 Nisan 1915
19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal’e madalya verildi.

1 Mayıs 1915
Mustafa Kemal, Arıburnu Grubu Komutanlığı’nı üstlendi.19. Tümen’in ilk hazırlıklı taarruzu gerçekleşti.

10 Mayıs 1915
Başkomutan Enver Paşa, Mustafa Kemal’in bölgesini denetledi ve takdirlerini bildirdi.

17 Mayıs 1915
Mustafa Kemal, Arıburnu Bölgesi Komutanlığı’ndan ayrılıp, 19. Tümen Komutanlığı’na döndü. (Arıburnu Komutanlığı’nı 1 Mayıs’ta durumun gereği olarak üstlenmişti).

24 Mayıs 1915
Çanakkale’ de bir günlük ateşkes anlaşması yapıldı.

1 Haziran 1915
Mustafa Kemal, Albaylığa yükseltildi.

8-9 Ağustos 1915
Mustafa Kemal, Anafartalar Grubu Komutanlığı’na atandı.

9 Ağustos 1915
Mustafa Kemal, bizzat idare ettiği taarruzla, Anafartalar cephesinde düşmanı geri attı. I. Anafartalar Zaferi kazanıldı.

10 Ağustos 1915
Mustafa Kemal, Conkbayırı süngü hücumuyla önemli bir zafer daha kazandı.

17 Ağustos 1915
Mustafa Kemal, Anafartalardan sonra Kireçtepe’de de zafer kazandı.

19 Ağustos 1915
Mustafa Kemal, 16. Kolordu Komutanı oldu. (Aynı zamanda Anafartalar Grubu Komutanı)

21 Ağustos 1915
Mustafa Kemal, II. Anafartalar Zaferi’ni kazandı.

24 Ağustos 1915
Başkomutan Enver Paşa, Anafartalar Grubu bölgesini denetledi.

27 Ağustos 1915
Kayacıkağılı Muharebesi gerçekleşti.

28 Ağustos 1915
Mustafa Kemal, Anafartalar Grubu’nda yeni düzenlemeler yaptı.

10 Aralık 1915
Mustafa Kemal, Çanakkale Cephesi’nden ayrıldı.

19-20 Aralık 1915
Düşman birlikleri, Arıburnu ve Suvla’yı gizlice boşalttı. (Savaş 8-9 Ocak 1916’da tamamiyle sona ermiştir)

 

 

 

Yorum yapmak ister misiniz?