Fenerbahçe-Galatasaray Maçı Yorumları: Spor Yazarları Maç İçin Ne Dedi?

Fenerbahçe-Galatasaray Maçı Yorumları ile karşınızayız. Spor Yazarları ve Yorumcular Derbi Sonrası Ne Dedi? Tartışılan pozisyonlar ve maç yorumları:

Fenerbahçe-Galatasaray Maçı Yorumları

Erol Bulut (Fenerbahçe Teknik Direktörü):

İptal edilen bir golümüz var; ofsayt mı değil mi bilmiyorum, daha henüz bakmadım. Zaten ligimize baktığımızda Fenerbahçe’ye karşı çizgiler biraz daha farklı çekiliyor. Daha önceki birkaç maçta da yaşadık bunu. Penaltı pozisyonu, Papiss Cisse’ye yapılan pozisyonda çekme var mı yok mu net değilim. Hakemler o şekilde karar verdi.

Mehmet Demirkol (Fanatik):

İlk yarıda ‘Bu adam nerede?’ dediğimiz Mostafa Mohamed’in becerisini gördük. Goldeki vuruşu birinci sınıftı. Bunun yanında kafa toplarına hem çıkışı hem de darbeli vuruşları da etkileyiciydi. Erol Bulut Alanya maçına benzer bir planla maça çıktı. Gerçi 25 faul olan ilk yarıda oyun hakkında çok fazla bir analiz yapmak mümkün değil. Planı, soldan erken ortalarla Galatasaray stoperleriyle Muslera arasına Samuel’in atacağı koşular üzerineydi. Aslına bakarsanız şanslar da buldular. Biri Samatta’nın kornerden gelen topa vurduğu kafayla…

Erman Toroğlu (Sabah):

F.Bahçe’de lastik patladı. Bu kadar sansasyonel olaylar, bomba transferlerden sonra sahasında Galatasaray’a kaybetmesi psikolojik olarak kötü. Sezon başında bir iki maçta iyi giden F.Bahçe için “Eğer yelkeninin rüzgârını iyi doldurursa 21 ve 22. haftada lig bitebilir” diye söylemiştik. Ama Erol Bulut eline verilen malzeme ile helvayı yapamadı. Her maçta bir bahane; “Bu maçı almamız önemli, iyi futbol oynamasak da olur” dedi. Kaleci Altay bu sene F.Bahçe’yi tek sırtlayan adam. Kaç maç dayanabilir ki! Şimdi Onyekuru’ya bakıyorsunuz 40 yıllık G.Saraylı gibi. Daha da önemlisi Mohamed, sanki Galatasaray altyapısından çıkmış. Hani kan grubu uyar ya, o misal. Galatasaray, F.Bahçe’ye göre daha diklemesine oynuyor. Bu takıma bir de Feghouli’nin girdiğini düşünürseniz çok daha değişik görüntüler ortaya çıkar.

Uğur Meleke (Hürriyet):

Erol Bulut bu kaliteli kadrodan çok az ürün alabiliyor. Sosa, geçen sezon Süper Lig’in rakip ceza alanında en fazla isabetli pas yapan oyuncusuydu. Mert Hakan, sezonu 10 gol ve 5 asistle bitirmişti. Ozan Tufan, bu sezonu milli takımın en iyisi olarak açtı. Cisse geçen yıl 22 golle oynadı. Caner, 201920’yi 14 gol katkısıyla bitirdi. Mesut Öziller, Samueller, Nazımlar, Samattalar, iki transfer penceresinde de iyi futbolcular aldı gerçekten Fenerbahçe. Çok yönlü bir kadro kurdular. Ama hissettiğim şu: Fenerbahçe’nin bu çok yönlü kadrosunun başında tek yönlü bir teknik adam var. Ve eğer müsabakalar onun istediği yönde gelişmiyorsa, o kaliteli kadrodan çok az ürün alabiliyor bu hoca. Erol Bulut’un tavrı hep reaksiyona dayalı… Rakibin hamle yapmasını ve oradan ekstra bir fırsat oluşmasını umuyor sürekli. Elbette reaksiyoner futbol da saygıdeğer bir fikir. Ama bir büyük takımın ana planı olamaz bu.

Ömer Üründül (Sabah):

Galatasaray pas trafiği oturmuş bir takım. Bunun tam tersi F.Bahçe de bu konuda yetersiz. Bir de buna mecburiyetler yüzünden orta sahadaki ciddi tahribatlar eklendi. 10 numara pozisyonunda Mesut Özil hazır değildi. Diğer önemli isimlerden Pelkas ve İrfan Can sakattı. Ayrıca temel direk Gustavo da sakattı. Bu tabloda G.Saray’ın oyunu domine etmesi beklenen bir durumdu. İlk yarıda F.Bahçe takım halinde topun arkasına geçerek mücadele ederek yoğun baskı altına girmesine rağmen pozisyon vermedi.

Deniz Çoban (Fanatik):

20. dakikada Serdar Aziz’in dirseği, topsuz alanda Donk’un yüzüne geldi. Top, her ne kadar Altay’ın elinde kalsa ve o bölgeye gelmemiş olsa da bu darbe çok netti ve kontrolsüzdü. Ben, Galatasaray lehine penaltı kararı verilerek sarı kart gösterilmesi gerektiği fikrindeyim. Oyunun 75. dakikasında Fenerbahçe’nin Ozan’la kazandığı gol, VAR müdahalesi ile ofsayt gerekçesiyle iptal edildi. Bu çizgiler hakemler tarafından VAR odasında çiziliyor ve doğruluğuna inanmak zorundayız

İlker Yasin (Hürriyet):

Futbolda maçların hep bir dengesi var. Bu bir oyun. Özgürlük ve şov için bir yer kalmalı. Ama dün iki takım skoru tutmayı ve riske girmemeyi tercih etti. Takım oyunu bireysel umutları bitirdi. Erol Bulut bir ekip yaratan hocası Terim’in elini öpmeli ve bu oyuncu zenginliğinde nasıl fakirlik yaşadığını düşünmeli.

Ahmet Çakar (Sabah):

Galatasaray kazanmak zorundaydı. En azından kaybetmemek zorundaydı. Ve istediği oldu. Belki de santimetrelerle değil, milimetrelerle ölçülen ofsayttan gol, gol olsa beraberliğe Fenerbahçe çoktan razı olacaktı. En kritik nokta kaleciler derler. Bu maçta atanın da tutanın da iyi olacak. Muslera öyle bir kaleci ki önemli pozisyonları kurtarmasa da çok ciddi güven veren bir kaleci. Sonuçta Galatasaray ligin tepesini tekrar eşitledi. Üstelik Fenerbahçe ile ikili averaj olarak da öne geçti.

Şansal Büyüka (Milliyet):

Şurası kesin; takım kurarken, kadro mühendisliğini iyi yapacaksınız. Galatasaray’ın yeni transferi Mustafa’yı gol dakikasına kadar hiç görmedik. Ama golde, Serdar Aziz’den sıyrılışı, Altay’ın uzanamayacağı köşeye topu bırakışı, “birinci sınıf” işçilik damgası taşıyordu. Tepeden tırnağa kaliteydi. Bir de Fenerbahçe‘nin golcülerine bakın. İleride beş saniye top tutamıyorlar, topu kontrol etmeye çalışırken, daha pozisyona giremeden kaybediyorlar. Biraz Osayi Samuel… O da santrfor değil ki…

Serdar Ali Çelikler (Habertürk):

G.Saray, ne istediğini bilen, kendinden emin bir şekilde oynadı ilk 30 dakika. Sonra durdular. Bir şekilde F.Bahçe ve Bulut’un uyutma oyununa uydular. 2. devrede de F.Bahçe yine ceza alanı hunisini kapatma stratejisiyle başladı. Sonra önce Ozan bir “ah” çekti. Sosa topu dürttü bıraktı, Enner topu uzaklaştıracağına kalabalığın içine girip kaybetti. Serdar santrafora kıçını döndü, Mustafa da golü attı. Bunun dışında hücuma çıkmaya çalışan F.Bahçe’yi durdurmakla geçti. Bence net bir şekilde kötü oynayarak kazandılar. Taylan bence maçın adamıydı. Bir oyuncu her yere yetişir mi? İnanılmazdı.

Atilla Gökçe (Milliyet):

Maçın son yarım saati Fenerbahçe’nin bunaltıcı baskısıyla oynandı. Ama o baskıya rağmen gol vuruşu geldi mi, hayır! Peki niye böyle oldu? Açıkça söyleyelim: Hoca farkı! Fatih Terim, yeni oyuncularını rahatça- baştan- sahaya sürdü. Takım halinde iyi oynadı Galatasaray. Erol Hoca, Mesut’u baştan oyuna sokabilirdi, geç kaldı. Kenardan oyunu ele alıp tutacak bir hamle yapamadı. Golsüz oyuna razı bir hali vardı. Dahası, Fenerbahçe sık sık parlayıp sönerken, Galatasaray daha dengeli ve bütüncül bir oyun sergiledi. Fatih Hoca, bu yıl uzaktan izlediği liderliği nihayet yakaladı. Vazgeçer mi? Sanmıyorum.

Yorum yapmak ister misiniz?